Antep Fıstığı Anaçları ve Karşılaştırmaları


Antep Fıstığı Anaçları ve Karşılaştırmaları

Louise Ferguson, Blake Sanden. Steve Grattan, Lynn Epstein, ve Bill Krueger

Anaç seçimi, meyve bahçesinin geliştirilmesindeki en önemli kararlardan birisidir. Bu bölümde, Kaliforniya’daki antep fıstığı anaçları ile ilgili mevcut bilgiler sunulacaktır. Kaliforniya ve ABD’deki diğer antep fıstığı yetiştiren alanlarda, fıstık üreten türler Pistacia vera, Pistacia türleri veya türler arası melezlerinin farklı çöğür anaçlarında yetiştirilmektedir. Kaliforniya antep fıstığı endüstrisinde kullanılmakta olan beş anaç bulunmaktadır. Bunlar, üç farklı Pistacia türü ve iki adet melez bitkidir. Anaçları P. terebinthus, P. atlantica, P. integerrima ve P. integerrima ile tozlaşan  iki P. Atlantica melez bitkisidir. İlk ikisi özel isimleriyle en üst anılır. Terebinthus ve Atlantica, ve son üçü ise ticari adları veya bununla ilgili kısaltmaları ile bilinirler: Integerrima, Pioneer Gold I (PG I) ve hibritler (melezler) Pioneer Gold II (PG II) ve UC Berkeley I (UCB I) ‘dir. Bunların hepsi, onları belirli dikim durumları için fazla veya az uygun hale getiren özelliklere sahiptir. Bu farklılıkları anlamak, anaçların özel yetiştirilmesine dair koşullarınız ile eşleşme yapmanızı sağlayacaktır.

Kaliforniya’daki antep fıstığı endüstrisinin ilk yıllarında, P. vera cv. “Kerman” ın nematodlara veya Phytophthora’ya (bitki mantarı) karşı bir direnci bulunmamaktaydı, Atlantica ve Terebinthus tercih edilen anaçlardı. Atlantica, daha fazla tomurcuklanma ve yeknesaklık kolaylığı nedeniyle Terebinthus’a göre tercih ediliyordu. Antep fıstıklarının gövdesi, her iki anaç türünün de toprak kaynaklı mantar hastalığı olan Verticillum soğuk algınlığına karşı duyarlı ve hassas olduğunun kanıtlandığı San Joaquin Vadisi’ne ekilmiştir. San Joaquin Vadisi’nde Verticillium bulaşmış toprakta küçük bir Integerrima test dikiminin hastalığa karşı toleranslı olduğu tespit edilmiştir. Bu keşif, Verticillium bulaşmış toprakta antep fıstığının ekilmesine imkan sağlamıştır.

O zamandan beri, ticari üretim Integerrima, PG I, Kaliforniya fıstık endüstrisinin hakim anaçı haline gelmiştir. Artan büyüme gücü ve erken üretime ilgi ve verim, Verticillium solgunluğu ve tuzluluk toleransı üzerindeki anaçların etkileri üzerine araştırmalar, hibrit anaç olan UCB I’in kullanımının artmasına neden olmuştur. Diğer hibrit anaçlar, PG II, zayıf Verticillium solgunluğu sergilemeleri nedeniyle ticari olarak artık mevcut değildirler.

Aşağıdaki tartışma, bu anaçların özelliklerini ve son araştırma sonuçlarını özetlemektedir.

MENENGİÇ

  1. terebinthus, Kaliforniya fıstık endüstrisinin ilk zamanlarında yaygın şekilde ekilirken, artık tercih edilmemeye başlanmıştır. Bunun sebepleri ise şunlardır: 1) Verticillium solgunluğuna duyarlıdır: 2) P. atlantica veya P. integerrima’ya’ya oranla tomurcuklanmasının daha zor olduğu algılanmıştır, 3) diğer anaçlara oranla kullanımı genellikle daha az yeknesaklık ile neticelenmiştir; ve 4) diğer yaygın olarak kullanılan anaçlardan daha az güçlüdür. Şu anda nadiren kullanılmaktadır. P. terebinthus, belirli durumlarda faydalı olabilecek bazı özelliklere sahiptir ve gelecekteki yetiştirme programlarında değerli olabilir. Beş anaç arasından, P. terebinthus, soğuğa en dayanıklı olanıdır. Bu anaç üzerinde büyüyen antep fıstığının 15°F’a kadar düşük sıcaklıklara zarar görmeden dayanabileceği kaydedilmiştir. Farklı anaçlar üzerindeki ‘Kerman’ bitki çeşidinin bitki besin maddesi seviyelerinin eyalet genelinde yedi lokasyonda karşılaştırıldığı beslenme çalışmalarında, P. terebinthus, asla en düşük olmamış ve çoğunlukla en yüksekti. Bu çalışmalarda, bazı Kaliforniya fıstık bahçelerinin topraklarında yetersiz olduğu bilinen çinko ve bakır, mikro besinlerin emilimi için bu, en etkili yöntemdi.

 

Yolo İlçesindeki Armillaria kök çürüklüğü ile bulaşık olan toprakta yapılan bir anaç denemesinin sonuçları, P. Terebinthus’unun, diğer anaçlara göre bu hastalığa daha dirençli olduğunu göstermiştir.

SAKIZ AĞACI(ASYA FISTIĞI)

  1. integerrima’nın’nın’nın Verticillium’a toleranslı olduğunun keşfedilmesine kadar, P. atlantica, en yaygın anaç idi. P. atlantica, P. integerrima ve iki türler arası melez bitkiye oranla soğuğa daha dayanıklı olup, P. terebinthus’saa göre ise soğuğa daha az dayanıklıdır. Verticillium solgunluğuna karşı hassastır. P. integerrima ve iki türler arası melez bitkiden daha az güçlü olup, üretime alınması biraz daha yavaştır. P. atlantica,, P. integerrima ve UCB I’ye göre çinko alımında daha etkili olup, P. terebinthus veya PG II’ye göre ise daha az bakır alımına sahiptir.
  2. integerrima’dan daha yüksek soğuk toleransına sahip olduğundan ve Sacramento Vadisi’ndeki Verticillium solgunluğu insidansı düşük olduğundan, P. atlantica, bu bölgedeki en yaygın anaçtır. 1981’den beri daha büyük bir güçlenmeye yönelik istek, bu bölgede daha fazla P. integerrima ve 1990’larda türler arası bitki melezi UCB I (P. atlantica x P. integerrima)’nınnın ekimine yol açmıştır.

PISTACIA INTEGERRIMA

  1. integerrima’nın Verticillium solgunluğuna toleranslı olduğu keşfedildikten sonra, Kaliforniya’da en çok ekilen anaç haline gelmiştir. Güçlüdür, kolayca tomurcuklanır ve düzgün bir ağaç topluluğu ile sonuçlanır. Bu, yaygın şekilde kullanılan anaçlar arasında soğuğa en az dayanıklı olanıdır ve özellikle ağacın genç olması durumunda meydana gelen kış soğukları ve erken donlardan zarar görebilir. 2002 yılında sona eren eyalet çapındaki anaç denemelerinin sonuçları, P. atlantica’ dan daha üstün ve iki türler arası melez bitkiye eşit veya daha az şekilde, UCB I’den %19.1 daha az büyüme oranı ve erken üretime sahip olduğunu göstermiştir.

Besin çalışmaları, P. integerrima’nın bor, çinko ve bakır alımı bakımından P. atlantica’dan daha az etkili olduğunu göstermiştir.

TÜRLER ARASI BİTKİ MELEZLERİ

İki türler arası melez bitkiden, sadece bir tanesi şu anda ticari olarak mevcuttur.

Bunlar sırasıyla Pioneer Gold II (PG II) ve UCB I’dir. PG II; dişi ebeveyn olarak çoklu P. atlantica ve polen ebeveyn olarak P. integerrima’ya sahip izole edilmiş bir durumdaki açık tozlaşmanın sonucudur. UCB I ise aynı ebeveynin tek bir  ağacına sahip kapalı bir tozlaşmanın sonucudur. (P. integerrima poleni, P. atlantica ağacının yetiştirildiği kapalı bir seraya konulmaktadır.) Böylece, her ikisi de aynı türler arası melez bitkidir ancak farklı fide ebeveynlerinden üretilmekte olduğundan her ikisi de fide değişkenliği sergilemektedir. Her iki hibrit(melez) anaç, P. atlantica’ya göre daha yüksek bir canlılığa ve P. integerrima’ya göre genellikle eşit veya daha yüksek bir canlılığa sahiptir. Devam etmekte olan eyalet çapındaki anaç denemeleri, UCB I’nin 13 yıl süresince en iyi verime sahip olduğunu ve bunu PG I, PG II ve P. atlantica’nın izlediğini göstermiştir.

Laboratuvar tarama testleri ve erken saha çalışmaları, iki melez bitkinin Verticillium’a karşı direnç bakımından farklı olduğunu göstermektedir. P. integerrima  en toleranslı ve P. atlantica en duyarlı(hassas) görünmekte iken; UCB I orta derecede toleranslı; ve PG II ise orta derecede hassastır.

Beslenme çalışmaları, PG II’nin çinko alımında P. terebinthus’ a oranla göreceli etkili olduğunu; P. atlantica’nın’nın orta düzeyde etkili, UCB I ve P. integerrima’’ nın ise en az etkili olmuş olduğunu göstermektedir. PG II, bor alımı bakımından P. integerrima’dan biraz daha az verimli ve UCB I’den biraz daha fazla etkili olmuştur. UCB I, bor alımı bakımından P. atlantica ve P. terebinthus’a benziyordu. Ön sonuçlar PG II ve P. atlantica’nın bakır emilimi bakımından Integerrima ve UCB I’den daha üstün olduğunu göstermektedir.

Ağaçların %25’i ile %35’inin uyumsuzluk göstermiş olduğu Kaliforniya ve Arizona’daki bazı lokasyonlarda, Kerman ve UCB I ile uyumsuzluğa ilişkin bazı kanıtlar gözlenmiştir. Bu uyumsuzluğun, erken üreme programında kullanılan tek bir maternal (ana) ağaçla ilişkili olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca sorunun düzeltildiğine ve gelecekteki dikimlerde görülmemesi gerektiğine inanılmaktadır. UCB I anaçları arasındaki canlılıkta değişkenlik de gözlenmiştir. Bununla birlikte, fidanlıklar fideliklerini zararlı otlardan temizleyerek geliştirmeye devam ettikçe, bu problem ortadan kalkmıştır.

KALİFORNİYA ANTEP FISTIĞI ANAÇ DENEMELERİ

Çoğu ağaç mahsulü için anaç seçimi, genellikle belirli bir lokasyondaki mahsul üretiminin sınırlayıcı faktörlerinin bir geçmişidir. Antep fıstığı bundan müstesna değildir. Halihazırda Kaliforniya’da tek fındık üreten dişi bitki çeşidi Pistacia vera cv. ‘Kerman’, kendi köklerinde yetişmemektedir. Çünkü, bu bitki çeşidi nematotlara, Verticillium solgunluğuna ve toprak kaynaklı mantarı Phytophthora’ya karşı hassastır. Bu duyarlılıklar kötüdür, zira mevcut anaçlarımızın çoğuna göre bu, kendi kökleri üzerinde daha fazla soğuk toleranslıdır. Endüstrinin ilk anaçları olan Terebinthus ve Atlantica, ikincisinin toprak kaynaklı mantarı Verticillium’a karşı üstün tolerans sergilediğinde, Integerrima ile değiştirilmiştir. Atlantica ve Integerrima melezleri, daha fazla verim ve canlılık amacıyla geliştirilmiştir. Ancak şu anda bunlar marjinal zeminde meyve bahçesi oluşturulmasına ve marjinal kalitede su kullanımına imkan sağlayacak bir tuzluluk toleransı sergilemektedirler.

1989 yılından 2002 yılına kadar üç uzun süreli saha denemesinde ve 1999 yılında tek bir sera denemesinde, Atlantica, PG I ve iki Atlantica Integerrima, UCB I ve PG II türler arası bitki melezinde yetişen ağaçların soğuk ve tuzluluk toleransını, Verticillium toleransı/direncini ve verimi ile periyodise davranışını araştırdık. Bu 13 yıllık veri toplama ve beklenmedik donlar, şu anda Kaliforniya’da kullanılan dört anacın göreceli değerlerini ortaya koymuştur. Aşağıdaki tablolarda bu sonuçlar ayrıntılı olarak açıklanmakta ve daha erken denemeler ve diğer araştırmalardan elde edilen sonuçları dahil etmektedir. Bilgiler, ilk önce en sınırlayıcı faktörler sırasında sunulacaktır, bunlar; soğuk sınırlayan sahalar, hastalık ve tuzluluk, akabinde bahçecilik etkileri, mikro beslenme alımı ve aşı kalemi verimi üzerindeki etkileri, kalite ve periyodisedir.

Soğuk Toleransı

Tablo 1, iki yaşından küçük tomurcuklanmış anaçların nispi soğuk toleransını vermektedir. Bu veri, 1989-1990 kışında elde edilmiştir. O zaman, yeni ekilmiş anaç denemeleri, 11 gece boyunca 4-12 ° F’ya kadar donma sıcaklıkları yaşamıştır. Denemelerimizde PG I anaçlarındaki ağaçların % 41’i ölmüştür.

Diğer dört anaçtaki ağaçlar, tablo 1’de verilen nispi soğuk toleransları sergilemiştir. Terebinthus’taki ağaçlar, Atlantica’da yetişen ağaçlara göre daha soğuk toleranslıdır, bunu UCB I ve PG II veya üzerindeki ağaçlar takip eder. Tüm anaçlardaki aşı filizleri donma hasarına maruz kalmış, ancak kolayca iyileşmiştir. Benzer sıcaklıklar, olgun(yetişmiş) bir meyve bahçesine, anaçın daha az maruz kaldığı ve aşı filizi bitki çeşidi ‘Kerman’ ın, bu anaçlardan daha fazla soğuk toleranslı olduğu kadar zarar verici değildir.

Tablo 1 2 yıllık tomurcuklanmış anaçların göreceli soğuk toleransı.

Soğuk

Toleransı

Anaç
P. terebinthus *
P. atlantica **
P. integerrima ****
PG II ***
UCB I ***

En Fazlasından * En Azına ****

 

Phytohpthora (bitki mantarı) şu anda doymuş durumlar dışında bir problem değildir. Bununla birlikte, marjinal toprağa daha fazla anaç ekildiği ve tuzlu su ile sulandığı için, Phytohpthora (bitki mantarı) bir sorun haline gelebilir. Tablo 2’de verilen nispi Phytohpthora (bitki mantarı) sıralamaları, İranlı bir meslektaş tarafından üretilmiştir.

Tablo 2. Beş tomurcuklanmış antep fıstığı anaçlarının nispi hastalık toleransı.

Anaç Verticillium Armillaria (Bal Mantarı) Phytophthora (Bitki Mantarı)
P. terebinthus *
P. atlantica *** *** *
P. integerrima * *** ***
PGII **** ***
UCB I * * *

En Fazlasından * En Azına ****

 

Tuzluluk Toleransı

Üç ticari anacın nispi ve mutlak tuzluluk toleransını belirlemek amacıyla, 1994’te başlayan sekiz yıllık bir saha denemesi ve 1999’daki bir yıllık sera denemesi olmak üzere iki deneme yapılmıştır. PG II sera denemesinden çıkarılmıştır, zira 1999 yılı itibariyle artık ticari olarak mevcut değildi.

Tablo 3, bu iki denemenin sonuçlarını bütünleştirmektedir. Sera denemesi 2 yıllık tomurcuklanmış ağaçlar kullanmış olup, kontrol tedavisine göre filiz aşısı büyümesindeki yüzde azalması tuzluluk toleransının ölçümü idi. 8 yıllık saha denemesinde sulama suyunun ve kök bölge toprak suyu tuzluluğunun bir işlevi olarak verim azalması, tuzluluk toleransının bir göstergesi idi. Her üç anaçtaki ağaçlar, 8 dS/m’ye ayarlanmış, 5120 PPM TDS’ye eşdeğer su ile 8 ardışık mevsim sulamasını tolere etmiştir. Bunun ötesinde, 12 dS/m veya 7680 PPM TDS’de, dört anaç verim azalması göstermiş olmakla birlikte UCB I, en hassas olarak gözükmüştür. Bununla birlikte; eşlik eden sera denemesinde, PG I anaçları üzerindeki ağaçlar, kök bölgesi tuzları 8 dS/m’ye ulaştığında büyüme artışlarının %50’sini kaybederek tuzluluğa karşı en hassas olduğunu göstermiştir.

Bir sera kum tankında yapılan tuzluluk toleransı denemelerinin, bir meyve bahçesinde yapılanlara kıyasla iki avantajı bulunmaktadır. İyi drene edilmiş kum tankları, tuzluluk arttıkça ortaya çıkan toprak doygunluğunu ortadan kaldırır ve kum tankındaki kökler, tuzlu ıslatılmış işlem bölgesi dışında çoğalmak/üremek suretiyle tuzluluğu engelleyemez.

Annillaria’nın fıstık üretiminde bir sorun teşkil ettiği kanıtlanmamıştır. Bununla birlikte, azalan badem bahçeleri antep fıstığı ile değiştirilirse, Armillaria bir sorun haline gelebilir.

Bu nedenlerle sera denemesinden elde edilen sonuçlar, saha denemesinden elde edilen verilerden daha güvenilirdir. Bununla birlikte, her iki denemeden elde edilen neticeler, dört fıstık anacının hepsinin, 8 dS/M veya 5120 PPM TDS’ye kadar toprak kök bölgesi tuzluluğuna toleranslı olduğu sonucunu desteklemektedir.

 

Tablo 3 Fıstık anaçlarının nispi tuzluluk toleransı.

Tuzluluk

Toleransı

Anaç
P. terebinthus
P. atlantica *
P. integerrima          ****
PG II
UCB I **

En Fazlasından * En Azına ****

Mikro besin Alım Verimliliği

Tablo 4, beş anacın nispi mikrobesin alımını göstermektedir. Bu sonuçlar çeşitli denemelerin bir olup, sadece göreceli kılavuz ilkeleri vermektedir. Genel olarak ticari anlamda en önemli iki anaç (PG I ve UCB I) üzerindeki ağaçların çinko ve bakır eksikliklerine eğilimli olduğunu ve UCB I’in de bor eksikliklerine eğilimli olduğunu göstermektedir. Atlantica anaçları üzerindeki ağaçlarla kurulan daha eski meyve bahçelerinde, PG I veya UCB I anaçları olan replantlar, sıklıkla bir çinko eksikliğini karakterize eden daha sonraki kırıcı yeşillik ile ayırt edilebilir.

Aşağıda verilen sodyum ve klorürün besin alım verimlilikleri bir kum tankı deneyinde sağlanmıştır. Bunlar, PGI anaçları üzerindeki ağaçların, sodyum ve klorür açısından daha yüksek alıma ve filiz aşısına karşı translokasyona sahip olduğunu göstermiştir. İlginç bir şekilde, bu deneyde sadece bor, hatta marjinal bir yaprak yanması şeklinde, spesifik bir iyon toksisitesi üretmiştir. Hem sodyum hem klorür, yeşil ve nekrotik aşılık filiz yaprağı dokusuna eşit olarak bölünmüştür.

Aşılık filize sodyum ve klorürü alacak ve yerini değiştirecek PG I anaçları üzerindeki ağaçlara yönelik bu eğilim, tuzlu koşullarda zararlı olabilir. PG I anaçları üzerindeki ağaçların altında sodyum ve klorür verilerini üreten deneyde, aynı tuzluluklarda Atlantica ve UCB I anaçları üzerindeki ağaçlara göre nispeten verimde önemli ölçüde daha fazla düşüş olmuştur. 8 d/Sm’deki PG I anaçları üzerindeki 8 dS/m ağaçlarında, Atlantica ve UCB I anaçları üzerindeki ağaçların büyümesinde bir azalmaya kıyasla büyümede nispeten % 50’lik bir azalma olmuştur.

Tablo 4. Beş anaçın nispi mikrobesin alım verimliliği.

Anaç Cl Na Zn B Cu
P. terebinthus ** ** *
P. atlantica ** ** *** *** **
P. integerrima * * **** * ***
PG II * ** *
UCB I *** **** **** **** ***

En Fazlasından * En Azına ****

 

Anaçların Pazarlanabilir Verim Üzerindeki Etkisi

Tablo 5, dört farklı anaç üzerinde yetiştirilen ‘Kerman’ ın nihai pazarlanabilir hasılası üzerindeki anaçların etkisini göstermektedir. Bu tablodaki veriler, 1989’dan 2001’e kadar üç farklı mikro iklimde yetiştirilen üç özdeş anaç denemesinde üretilmiştir. Bitki çeşidi etkisini azaltmak için, bu üç denemedeki tüm ağaçlar aynı erkek ve dişi ağaçtan tomurcuklarla tomurcuklanmıştır. Bu tablodaki veriler ilk beş üretim yılına dayanmaktadır. Ağaçlar 1997 yılına kadar pazarlanabilir ürünler üretmeye başlamamıştır. Periyodise, üçüncü meyve verme yılı olan 1999’da çok düşük bir mahsul ile başlamıştır.

UCB I anaçları üzerindeki ağaçlar tüm lokasyonlarda ve tüm yıllarda diğer üç anaçta yetişen ağaçlardan daha önemli ölçüde daha iyi verim ortaya koymuştur. UCB I üzerindeki beş yıllık tüm mahsul üretiminin ve tüm üç deneme lokasyonu ağaçlarının ortalaması, Atlantica anaçları üzerindeki ağaçlara göre ortalama %45.3; PG I anaçları üzerindeki ağaçlara göre %19.1; PG II anaçları üzerinde yetiştirilen ağaçlara göre %15.1 daha fazla pazarlanabilir mahsul vermiştir. Bunun, ekonomik üretimin sadece ilk beş yılı olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Bu nedenle bu sonuçlar sadece erken meyve yıllarını yansıtabilir. Bu deneme bahçeleri hala mevcuttur. Anaçların ‘Kerman’ filiz aşısı üretkenliği üzerindeki etkisindeki bu farkının, ağaçların meyve verme ömürleri boyunca devam edip etmediğini göstermenin tek kesin yolu, bu denemelerde verimi ve kaliteyi tekrar ölçmektir. Farklı anaçlar üzerindeki ağaçlar arasında mevcut periyodise endekslerinde önemli bir fark olmamıştır. Toplam periyodise durumunun 1 ile, periyodisenin hiç olmaması durumunun ise 0 ile gösterildiği 0-1 ölçeğinde, periyodise indeksi 0.66 ile 0.68 arasında değişkenlik göstermiştir.

Bir mahsul yılı içinde, dört farklı anaç üzerindeki ağaçlardan üretilen kabuklu yemişler arasındaki fındık büyüklüğü/ağırlığında tutarlı önemli farklılıklar olmamıştır. Benzer şekilde, bir mahsul yılı içinde, dört farklı anaç üzerindeki ağaçların ürettiği boş ve ayrılmamış¬ fındıkların yüzdesinde birkaç tutarlı önemli farklılıklar olmuştur. Fındık ağırlıklarındaki farklılıklar ve boş ve ayrılmışların yüzdesi yıllar arasında değişkenlik göstermiştir. Ancak ‘Kerman’ açısından tüm anaçlarda benzer şekildedir.

Örneğin, daha ağır mahsul yıllarında, dört anaç üzerindeki ağaçlarda ayrılmamışların yüzdeleri artacaktır.

Verim, ağaç başına salkımlar, salkım başına fındıklar ve fındık boyutu bileşenlerinin bir analizi, UCB I veriminin daha iyi olduğunu göstermektedir. Zira diğer anaçlar üzerindeki ağaçlara oranla salkım başına daha fazla veya daha büyük fındıklar değil, ağaç başına daha fazla salkım üretmektedir. Bu, farklı anaçlar üzerinde yetişen ağaçlardaki ortalama nispi gövde çevrelerinde yansıtılmaktadır. Daha verimli ağaçlar genellikle daha büyük ağaçlardır.

Veriler, anaçların ‘Kerman’ aşı filizinin canlılığını etkilediğini ve daha fazla salkımı bulunan daha büyük bir ağaç ürettiğini göstermektedir. Hesaplanan periyodise indeksleri yaklaşık olarak eşit ve farklı anaçlar üzerindeki ağaçlar arasında mutlak mahsul yükünden bağımsız olduğu için anaç, periyodiseyi etkilemez. Bu durum, periyodisenin sadece aşı filizi bitki çeşidinin bir işlevi olduğu ve bu özelliğin kalıcı olarak ortadan kaldırılmasının anaç yetiştirilmesinden geleceği görüşünü desteklemektedir.

Tablo 5 Anaçın, pazarlanabilir kuru, kabuklu, ayrılmış yemişlerin kümülatif verimi üzerindeki etkisi*.

İlçe UCB I PG II PGI Atlantica
UCB I anaçları üzerindeki ağaçların ürettiği verimdeki ortalama % artış 15,1 19,1 45,3
Periyodise Endeksi .67 .66 .68 .67
Kümülatif Verim 1989 – 2001 arası Fresno 11.095a 9,539b 9.442b 7,394c
(lbs/dönüm @ 112 ♀ ağaç / dönüm) Kern 15,258a 13,301b 13.052b 11,418c
Madera 7,170a 6,285b 5.643c 4,25 8d

* Farklı harfler ile takip edilen bir satır içindeki değerler önemli ölçüde farklıdır. Harfin olmaması, bir satırda önemli bir fark olmadığını gösterir.

Özet olarak, tartışılan anaç denemelerinin sonuçları aşağıdaki başlıca sonuçları işaret etmektedir. Atlantica, halihazırda ticari anaçlar arasında en soğuk toleransa sahip olup, bunu UCB-I ve PG I takip eder. PG I ve UCB I Verticillium baskısı altındaki performanslarında eşdeğerdir, ancak hastalıkla başa çıkmak için farklı mekanizmalara sahip gibi görünmektedir. PG I anacı toleranslı iken, UCB I anacı ise dayanıklıdır. Her ikisi de bu sıra içinde, Atlantica veya PG II’ye oranla Verticillium toleransına önemli ölçüde daha fazla sahiptir. Dört anaç da kök bölgesinde 5120 PPM TDS veya 8 dS/m’e kadar olan tuzluluğu tolere eder. PG I üzerindeki ağaçlar en fazla tuz hassasiyetine sahiptir ve bu sıra içinde UCB I veya Atlantica anaçları üzerindeki ağaçlara oranla daha kolay sodyum ve klorür alma ve tutma eğilimine sahiptir.

UCB I üzerindeki ağaçlar, tüm anaçlar arasında en eyi verimi üretmekte olup, bunu PG II ve PG I takip eder. Bunların her üçü de Atlantica anaçları üzerindeki ağaçlara oranla daha iyi verim üretir. Tablo 6, anaçların nispi özelliklerinin nihai özetini sunmaktadır.

Tablo 6 Dört fıstık anaç üzerindeki ‘Kerman’ dişi aşı filizinin nispi verim sıralaması.

Verim

Sıralaması

Anaç
P. terebinthus
P. atlantica ****
P. integerrima ***
PG II **
UCB I *

En Fazlasından * En Azına ****

 

Tablo 7. 1989-2002 yılları arasında San Joaquin Vadisi’ndeki fıstık anaçlarının tolerans sıralaması en iyi (1)’den en kötü (4)’ e kadar.

Sınırlayıcı Faktör (1) en iyi —► en kötü (z )
Anaç Soğuk Verim Tuzluluk Verticillium
P. integerrima 4 3 3 1
P. atlantica 1 4 1 3
PG II 3 2 4
UCB I 2 1 2 2