Font Boyutu

Son Haberler

Dünyanın bütün ağaç türleri onun bahçesinde

PDFYazdırePosta

Emekli bankacı Muzaffer Aygün'ün bahçesinde 110 farklı türden 2 bine yakın ağaç var. O, kendisini ağaç dikmeye adamış. Önüne gelen herkese, "Hayatında hiç ağaç diktin mi?" diye soruyor. Bununla da yetinmiyor, ağaç dikmenin faziletlerinden bahsederek, insanları ağaç dikmeye teşvik ediyor ve onlara fidan armağan ediyor.

İstanbul'un en zengin meyve bahçesinin sahibi Muzaffer Aygün, 15 yıl öncesine gidiyor ve, "Burası, üzerinde ot bile bitmeyen kayalık bir araziydi. 500 kamyon toprak taşıdıktan sonra ancak ağaç ekebildik." diyor. Dünyanın ve Türkiye'nin farklı yerlerinden getirilen 110 çeşitten fazla 2 bine yakın ağaç, 'Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ' sözünü özetliyor. Farklı bankalarda genel müdürlük seviyesine kadar yükselen Muzaffer Aygün, emekli olduktan sonra vaktinin büyük bir kısmını ağaçlara adamış. Şile'nin Emirli köyünde bulunan bahçesi, onun ikinci evi olmuş. Yurtdışı gezilerine çıktığında soluğu fidanlıklarda almaya başlamış. "Hangi ağaç nerede ve nasıl yetiştirilir?" sorusuna bilimsel olarak cevaplar aramış. Toprak analizleri yaptırmış. İtalya'dan gelen mavi sedirden tutun da Amerika'dan gelen limon büyüklüğünde ceviz veren ağaç, onun bahçesindeki yerini almış. Son olarak Rusya'dan meşe palamudu getirmiş. Çam ağacının 12 farklı çeşidini ekmiş. Aşılama yöntemiyle Türkiye ikliminde yetiştirilmesi zor olan ağaç türlerinden meyve almayı başarmış.

Müftü tavsiye etti, hayatını ağaçlara adadı

Muzaffer Aygün'ün ağaçlara olan tutkusu, acıklı bir hikâyeyle başlıyor. 1993 yılında babası ölmüş. Dönemin İstanbul müftü yardımcısı cenaze evine ziyarete gelmiş. Sohbet sırasında din görevlisi, ağaç dikmenin faziletlerinden bahsetmiş. Ağaç dikenlerin amel defterlerinin kapanmayacağını, öldükten sonra da sevap kazanacaklarını söylemiş. Muzaffer Aygün, o gün hayatını ağaçlara adamaya karar vermiş. Genel müdürlüğünü yaptığı bankanın İstanbul'daki bütün personelini toplayarak, ağaç dikme kampanyası düzenlemiş. Kendisini ziyarete gelenlere ilk olarak, "Hayatında hiç ağaç diktin mi?" şeklinde soru sormaya başlamış. Onun bu örnek davranışından aile fertleri ve köylüler de etkilenmiş. Amcasının oğlu, Nevşehir'in bir ilçesinde belediye başkanlığı yaptığı dönemde 30 bin fidan dikmiş. Emirli köyünde yaşayanlar da bahçelerindeki ağaçlara ayrı bir özen gösterir olmuşlar. Köylüler, Muzaffer Aygün'den tavsiyeler alarak yeni ağaç fidanları dikmişler. Doğaya bakarak İslam dininin evrenselliğinin anlaşılabileceğini söyleyen Aygün, "Bugün en büyük sorunumuz hava kirliliği ve erozyon. Dünyanın neresine giderseniz gidin, her yerde aynı problem var. Eğer biz üzerimize düşeni yaparsak sonraki nesiller rahat edecek." diyor.

İtalya'dan gelen fidan stres yapmış!

Ağaçlar da gurbet acısı çeker mi demeyin! Muzaffer Aygün'ün yaşadığı örnek, ağaçların da insanlar gibi vatan hasreti çektiğinin bir kanıtı aslında. Aygün, bundan 10 yıl önce 600 dolar vererek İtalya'dan 'mavi sedir' isimli bir ağaç türü getirtmiş. Yerini güzelce hazırladıktan sonra fidanı dikmiş. Birkaç hafta sonra bir bakmış ki fidanın yaprakları kurumaya başlamış. Ne yaptıysa olmamış. Son çare olarak ziraat mühendisi bir arkadaşını eve çağırmış. Mühendis, fidanın iklime alışmakta zorluk çektiğini, İtalya'yı özlediğini söylemiş. Fidana aşı yapan mühendis, mavi sedire şefkatle yaklaşmasını ve temiz bir fırçayla ağacın gövdesini her gün yıkamasını tavsiye etmiş. Birkaç hafta sonra ağaç kendine gelmeye başlamış. Şimdi boyu neredeyse 10 metreye yaklaşmış. Aygün, ağaçlarının hepsini çocuğu gibi yakından tanıyor. Nereden ve ne zaman aldığını anlatıyor ve hepsiyle tek tek konuştuğunu söylüyor. Muzaffer Aygün, "Ağaçlarım beni hissediyor. Hafta sonu bahçeye geldiğimde onlarla sohbet ediyorum. Bu, bilimsel olarak da kanıtlandı. Ağaçlar sizden ilgi ve alaka görürlerse daha hızlı büyüyor." diyor.

***

Bir gövdede üç farklı elma türü!

Muzaffer Aygün'e göre ağaçlara aşı yapılırken en az bir doktor kadar titiz olmak gerekiyor. Ağaç, aşı yapılan bölgeden hastalık kapabiliyor. Aşı ve budama esnasında kullandığı aletleri temizlemeden başka ağaçları budamıyor. Çünkü ağaçların baş düşmanı olan mantar hastalığı, makaslarından bulaşıyor. Aygün, en az bir ziraat mühendisi kadar ağaçları yakından tanıyor. Hatta bazı mühendisler onun tecrübelerinden faydalanıyor. Bu bilgilerin çoğunu bitki kitaplarından öğrenmiş. Aşı yapmanın inceliklerini öğrenmek için de Bolu'dan ustalar getirtmiş ve onlardan özel dersler almış. Bu çabasının meyvesini de almış haliyle. Aynı gövdede yetişen üç farklı elma ağacını gösteriyor. Daha sonra aşılama yöntemiyle Türkiye şartlarına zor uyum sağlayan bir ayva çeşidinden kopararak bize ikram ediyor.

Haber Eklenme:15.10.2011

 Kaynak:http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1188425&title=dunyanin-butun-agac-turleri-onun-bahcesinde